Ben...
Ben değilim Çakıl..Çakıl 'ben'im.'Ben'se Çakıl.O 'ben'imdir.'Ben'se O.
Kırmızının bu dünyada en çok yakıştğı varlık o.Kırmızı gözlü yeşil orman kurbağasının gözlerinin kırmızısından bile daha güzel saçlarının kırmızısı onun..Hı hı evet o'nun saçları kırmızı.Evet.
Badem gibi gözleri var onun.Dünya üzerindeki hiç bir eşek onun kadar güzel bakamaz.I ıh.
O burun yok mu o burun...Isırırım ulan.
Delirdim özleminden be Çakıl'ım....
Çok özledim seni.....
[bambam]
Flintstones nedir kimdir ?
- ADV 461
- Çakıl ile Bambam birbirlerine 2006'dan beri aşıktır.İkisini de bir blog sevdası tuttuğundan olsa gerek "yahu sevgilim,bir blogger bir bloggera 'blo blogger gel beraber bloggeristanda bir blog açalım' demiş.Bundan haberin var mıydı ?" muhabbetine kapılıvermişlerdir.Çay,çorba derken bir blog açmışlardır.Adı da "1 Çakıl 1 Bambam" olmuştur.Noktadır.
20100908
Söz...
Söz..Ben Bambam olaraktan bir söz vermiştim hatırlar mısın ey sevgili blog?Varsa blog ahalisi?
Yok mu..? "%&#+/
"Tamam Çakıl'ıma söz olsun ki yanardağlar patlayıp gökyüzü yerle buluşmadığı, yer kabuğu delinip magma beni içine almadığı, denizler kabarıp ülkeleri yutmadığı, metrobüs yoldan fırlayıp arabalara dalmadığı ve the marmara otel pürtelaşın üstüne doğru devrilmediği sürece her gün bu bloga yazmaya devam edeceğim"
Ulan işte ne geliyorsa başıma dilim yüzünden geliyor.Niye böyle bi söz veriyorum ki ben ? Ben ki yazmayı daha yeni yeni öğrenen bir muhterem kardeşiniz olaraktan ki aslen yazı özürlüsüyümdür yani...(özürlüyüz ama haala toparklarda ceza yazıyolar...)
İşe böyle zorlama olunca boktan yazılar çıkyor ortaya.Ama sırf Çakılımı üzmemek için yazıyorum şimcik.
Yazdım.
wtf?
Bambam
Yok mu..? "%&#+/
"Tamam Çakıl'ıma söz olsun ki yanardağlar patlayıp gökyüzü yerle buluşmadığı, yer kabuğu delinip magma beni içine almadığı, denizler kabarıp ülkeleri yutmadığı, metrobüs yoldan fırlayıp arabalara dalmadığı ve the marmara otel pürtelaşın üstüne doğru devrilmediği sürece her gün bu bloga yazmaya devam edeceğim"
Ulan işte ne geliyorsa başıma dilim yüzünden geliyor.Niye böyle bi söz veriyorum ki ben ? Ben ki yazmayı daha yeni yeni öğrenen bir muhterem kardeşiniz olaraktan ki aslen yazı özürlüsüyümdür yani...(özürlüyüz ama haala toparklarda ceza yazıyolar...)
İşe böyle zorlama olunca boktan yazılar çıkyor ortaya.Ama sırf Çakılımı üzmemek için yazıyorum şimcik.
Yazdım.
wtf?
Bambam
20100906
Çay
Ben ki yılların anti-çay cemiyeti üyesi çay içmeye başladım...hem de deli gibi.sabah başlıyorum akşama kadar bulduğum her anda çay içiyorum.artık çay yapalım demeye utanır duruma geldim.vilma'yla bambam artık yeter dediler geçen gün.ancak onları dinlemeyeceğim,çayımı içeceğim.yemişim kolayı,tadı yok tuzu yok.ki ben kola severler cemiyeti üyesi...
eskiden beni anlamazlardı.şöyle diyaloglar çok geçerdi ;
-"çay koyayım ?"
-"yok ben çay içmiyorum"
-"nasıl?"
-"yani hiç içmiyorum."
-"aaa..."
sonuncu "aaa" acıma ifadesi olurdu genelde.kendimi de bir garip hissederdim.içmemek iyi mi kötü mü karar veremezdim.herkes çay içerken kahve yudumlardım.sonunda kalp krizinden gidecek duruma geldiydim.
çay çok enteresan bir şey.hala biyolojik,fizyolojik ve psikolojik olayını çözemedim.yaprağı sıcak suya atıyorsun tadını bırakıyor,tuzunu bırakıyor.hem de kuru yaprak ! pis bir şey mi acaba ? kuru yaprak lan tozu olur çöpü olur.ama önemli değil.içiyorsun içiyorsun miden şişmiyor.tadı mükemmel değil ancak mideye de iyi geliyor yani.ancak daha kahvaltıda içmeye alışamadım.olsun zaten şu anda kahvaltı etmiyorum.dolayısıyla; çay çeeek !
Çakıl
Çay iyidir güzeldir hoştur.Nasıl istersen öyle içersin.Sıcak, soğuk, aromalı, sütlü...Çeşitleri de vardır tabii bergamotlu çay, tomurcuklu çay, yaprak çay, adaçayı vs.Ama en güzeli tabii ki şöyle bir pazar kahvaltısında ince belli bardakla gelmiş buharı üstünde kıpkırmızı (tavşan kanı gibi :) ) çaydır.Çay ilginçtir hava ne kadar sıcak olursa olsun içersin gider.Aksine ferahlatır susuzluğunu giderir insanın.
Çay ile ilgili birde şöyle bir anım vardır.Anı denmez buna ama neyse, daha çok deneyim gibi.Ben Bambam MOLOZTAŞ olaraktan Samsun doğumluyum.Samsun'da her pazar günü ekmek fırınları karadeniz pidesi pişirirler.Karadeniz pidesinin kıymalısı makbuldür ama peynirlisi de fena değildir hani.
Karadeniz pidesi yaptırılıcağı zaman öyle gidipte fırına ben pide istiyorm kardeş yap bana denmez.Evde oturursun kıymali içini hazırlarsın bir güzel.Bir tepsinin içine koyarsın.Yanına da bi kalıp tereyağ koyar tepsiyi kucaklar fırının yoluna düşersin.Hazırladığn içten ne kadar çıkarsa pidelerin hazırlanır ve 2 merelik boylrıyla elinize verilir.Fırıncı amcanın bıçağını alır onlaı insansı boyularda kestikten sonra tepsinin içine koyar ve evin yolunu tutarsınız.Eve geldiğinizde haala o taş fırınının ateşi üzeridedir pidelerin.O cayır cayır pidenin yanında kola,meyve suu fln içemezsiniz.Birtek çay içilir o pidelerle.
Çakılım bebeğim.Ben bu başlığı çay değil de çay ve karadeniz pidesi gibi bir duruma soktum.Affola...
Afiyet olsun
Bam&Bam
eskiden beni anlamazlardı.şöyle diyaloglar çok geçerdi ;
-"çay koyayım ?"
-"yok ben çay içmiyorum"
-"nasıl?"
-"yani hiç içmiyorum."
-"aaa..."
sonuncu "aaa" acıma ifadesi olurdu genelde.kendimi de bir garip hissederdim.içmemek iyi mi kötü mü karar veremezdim.herkes çay içerken kahve yudumlardım.sonunda kalp krizinden gidecek duruma geldiydim.
çay çok enteresan bir şey.hala biyolojik,fizyolojik ve psikolojik olayını çözemedim.yaprağı sıcak suya atıyorsun tadını bırakıyor,tuzunu bırakıyor.hem de kuru yaprak ! pis bir şey mi acaba ? kuru yaprak lan tozu olur çöpü olur.ama önemli değil.içiyorsun içiyorsun miden şişmiyor.tadı mükemmel değil ancak mideye de iyi geliyor yani.ancak daha kahvaltıda içmeye alışamadım.olsun zaten şu anda kahvaltı etmiyorum.dolayısıyla; çay çeeek !
Çakıl
Çay iyidir güzeldir hoştur.Nasıl istersen öyle içersin.Sıcak, soğuk, aromalı, sütlü...Çeşitleri de vardır tabii bergamotlu çay, tomurcuklu çay, yaprak çay, adaçayı vs.Ama en güzeli tabii ki şöyle bir pazar kahvaltısında ince belli bardakla gelmiş buharı üstünde kıpkırmızı (tavşan kanı gibi :) ) çaydır.Çay ilginçtir hava ne kadar sıcak olursa olsun içersin gider.Aksine ferahlatır susuzluğunu giderir insanın.
Çay ile ilgili birde şöyle bir anım vardır.Anı denmez buna ama neyse, daha çok deneyim gibi.Ben Bambam MOLOZTAŞ olaraktan Samsun doğumluyum.Samsun'da her pazar günü ekmek fırınları karadeniz pidesi pişirirler.Karadeniz pidesinin kıymalısı makbuldür ama peynirlisi de fena değildir hani.
Karadeniz pidesi yaptırılıcağı zaman öyle gidipte fırına ben pide istiyorm kardeş yap bana denmez.Evde oturursun kıymali içini hazırlarsın bir güzel.Bir tepsinin içine koyarsın.Yanına da bi kalıp tereyağ koyar tepsiyi kucaklar fırının yoluna düşersin.Hazırladığn içten ne kadar çıkarsa pidelerin hazırlanır ve 2 merelik boylrıyla elinize verilir.Fırıncı amcanın bıçağını alır onlaı insansı boyularda kestikten sonra tepsinin içine koyar ve evin yolunu tutarsınız.Eve geldiğinizde haala o taş fırınının ateşi üzeridedir pidelerin.O cayır cayır pidenin yanında kola,meyve suu fln içemezsiniz.Birtek çay içilir o pidelerle.
Çakılım bebeğim.Ben bu başlığı çay değil de çay ve karadeniz pidesi gibi bir duruma soktum.Affola...
Afiyet olsun
Bam&Bam
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
